Ekonomi

Kasım enflasyonu: Yavaşlama maaş zamlarını nasıl etkiler?

Kasım ayı enflasyonu, Ocak ayında yapılacak memur ve emekli maaşı artışlarının temel hesap kalemi haline geldi. Milyonların gözü, yeni yıldaki zam oranını büyük ölçüde belirleyen 5 aylık enflasyon farkındaydı.

Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre Kasım’da tüketici fiyatları aylık yüzde 0,87 arttı; yıllık enflasyon yüzde 31,07, yılın Aralık ayına göre artış yüzde 29,74 oldu. On iki aylık ortalamalara göre yüzde 35,91’e ulaşan enflasyon, fiyat düzeyinin hâlâ yüksek olduğu bir tabloyu işaret ediyor.

Memur maaşlarına ne kadar zam gelecek?

Verilere göre Temmuz-Kasım dönemindeki kümülatif enflasyon ise yüzde 11,20 oldu. Buna göre Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Bağ-Kur emeklilerinin 5 aylık enflasyon farkı yüzde 11,20; memur ve memur emeklilerinde yılın ikinci yarısındaki fark yüzde 5,91 oldu. Buna toplu sözleşme zammının eklenmesiyle birlikte, memur ve memur emeklilerinin Kasım ayı sonu itibarıyla hak ettiği toplam zam oranı yüzde 17,56 olarak hesaplandı. Ayrıca 2026’nın ilk yarısında taban aylıklara 1000 TL’lik ek artış uygulanacak. Bu hesaplama üzerinden en düşük memur maaşının Ocak’ta 60 bin TL’nin üzerine, en düşük memur emekli aylığının ise 27 bin TL civarına çıkması bekleniyor.

Konut, eğitim ve sağlıkta yüksek artışlar

TÜİK’in Kasım ayı verileri, manşet enflasyonda bir yavaşlamaya işaret etse de fiyat bileşenleri tabloyu farklı gösteriyor. Konut grubunda yıllık artış yüzde 49,92’ye çıkarken aylık artış yüzde 1,70 oldu. Bu oran, barınma maliyetlerinin enflasyon sepetindeki hareketini belirgin şekilde ortaya koyuyor. Büyükşehirlerdeki kira düzeyleriyle birlikte düşünüldüğünde barınma maliyetleri, Ocak zammının satın alma gücü üzerindeki en kritik belirleyici olarak öne çıkıyor.

Kasım ayında gıda fiyatları aylık yüzde 0,69 gerilese de yıllık artış yüzde 27,44 seviyesinde. Mevsimsel ürünlerdeki dalgalanma aylık gerilemeyi etkilerken, yıllık artışın yüksek seyri temel harcamalarda zorlayıcı etkinin devam ettiğini gösteriyor.

Ulaştırma fiyatları aylık yüzde 1,78, yıllık yüzde 29,23 arttı. Eğitim harcamalarında yıllık artış yüzde 66,17; sağlıkta yüzde 29,46 olarak kaydedildi.

Bu dağılım, manşet enflasyonun nispi yavaşlamasına rağmen hizmet enflasyonunun güçlü kaldığını ve hane halkı bütçesi üzerindeki baskının sürdüğünü gösteriyor.

Sahadaki tablo: Kira ve geçim yükü belirgin

KESK’in 76 ilden 4 bin 778 kamu emekçisiyle yaptığı ve 2025 yazında sonuçlarını açıkladığı anket, sahadaki kira ve geçim yükünü resmi verilerle birlikte okunabilir hale getiriyor. Kamu çalışanlarının yüzde 75’i en önemli sorunun geçim sıkıntısı olduğunu belirtiyor.

Anketin yapıldığı dönemde katılımcıların yüzde 65’i 15 bin TL ile 30 bin TL arasında kira ödüyordu. Ortalama kira İstanbul’da 24 bin TL, Ankara’da 20 bin TL, Van’da 15 bin TL’nin üzerindeydi.

Gayrimenkul değerleme platformu Endeksa’nın verilerine göre ise Kasım 2025 itibarıyla ortalama konut kira fiyatı Türkiye genelinde 24 bin 898, İstanbul’da 33 bin 656, Ankara’da 28 bin 569, Van’da 16 bin 472 lira.

Bu bulgular, Kasım enflasyonundaki yavaşlamanın gündelik yaşam maliyetini düşürmekte yetersiz kaldığını gösteriyor.


Kasım ayı enflasyon verileri maaşlara yapılacak zamları da etkiliyorFotoğraf: Tolga Ildun/ZUMA/IMAGO

Veri güvenilirliği ve fiyat tartışması

Kasım verileri, TÜİK’in açıkladığı oran ile piyasa beklentileri arasındaki makas nedeniyle yeniden tartışma konusu oldu. Piyasa Katılımcıları Anketi’nde Kasım ayı TÜFE beklentisi yüzde 1,6’ya yakınken, resmi gerçekleşmenin bunun oldukça altında kalması ölçüm yöntemlerine ilişkin soruları artırdı.

Bağımsız akademisyenlerden oluşan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) tarafından hesaplanan enflasyon rakamları da TÜİK verilerinden belirgin bir biçimde ayrıştı. ENAG’a göre kasım ayında enflasyon aylık bazda yüzde 2,13, yıllık enflasyon ise yüzde 56,82 seviyesine ulaştı.

Ekonomistler, özellikle gıda, kira ve hizmet fiyatlarındaki fiili artışlarla TÜİK’in aylık hesaplaması arasındaki farkları işaret ederek veri setinin bileşimine ve madde fiyatlarının şeffaflığına dikkat çekiyor. DİSK’in açtığı davada mahkeme, TÜİK’in enflasyona esas ortalama madde fiyat listesini açıklaması yönünde karar vermiş; istinaf mahkemesi de bu kararı onamıştı. Buna rağmen ayrıntılı madde fiyat listesinin hâlâ düzenli biçimde yayımlanmaması, veri güvenilirliği tartışmalarını güçlendiren başlıklar arasında yer alıyor.

Veri şeffaflığına ilişkin bu sorun alanı, zam hesabının da doğrudan belirlendiği enflasyon göstergesine gölge düşürüyor.

Üst düzey kamu yöneticilerine zam düzenlemesi

Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda üst düzey kamu yöneticileri ve bazı kariyer personel için yapılan ek ücret düzenlemesi de tartışma konusu. Düzenlemenin, ortalama 30 bin TL’yi bulan seyyanen artış içerdiği ve yalnızca belirli kadroları kapsadığı belirtildi.

Sendikalar, düzenlemenin “eşitlik ilkesine aykırı” olduğunu savunan açıklamalar yaptı. Üst düzey yöneticilere yönelik ek artış yapılırken diğer kamu çalışanlarının benzer biçimde kapsanmamasının, ücret politikasında bütüncül bir yaklaşım oluşturmadığı ifade edilen açıklamalarda, “gelir dağılımı” vurgusu öne çıktı.

Yavaşlama neden hissedilmiyor?

Mevcut maaş sistemi gereği memur ve emekli aylıkları yılda iki kez, gerçekleşen enflasyona göre güncelleniyor. Fiyatların altı ay boyunca yükselmesi, maaşların ise sabit kalması, dönem sonunda yapılan artışın aslında “gecikmeli bir telafi” işlevi görmesine yol açıyor.

Aynı durum asgari ücrette de geçerli: Yıl genelinde artan gıda, kira, ulaştırma ve hizmet fiyatları, yılda bir kez belirlenen asgari ücretin satın alma gücünü hızla aşındırıyor. Bu nedenle teknik olarak yüksek görünen yüzde 17,56’lık memur zammı ya da asgari ücrette yapılması beklenen artış, konut, eğitim, gıda ve ulaşım gibi temel kalemlerde yıl boyunca biriken maliyet artışlarının tamamını karşılamayabiliyor.

Kasım verilerindeki sınırlı yavaşlama bu nedenle zam hesabını matematiksel olarak aşağı çekerken, fiyat düzeyindeki yüksek seyir nedeniyle hanelerin hissettiği maliyet baskısını azaltmıyor. Bu fark, hem enflasyonun bileşimine hem de resmi verilerin güvenilirliğine yönelik tartışmaları zam döneminin merkezine yerleştiriyor.

Zam hesabı sadece rakamlardan ibaret değil

Kasım enflasyonundaki yavaşlama, Ocak ayında yapılacak zamları teknik olarak aşağı yönlü etkiliyor. Ancak fiyat bileşenlerinin ağırlığı, kira baskısı, hizmet enflasyonu ve veri güvenilirliği tartışmaları birlikte okunduğunda, zam hesabının reel hayatta yaratacağı etkinin sınırlı kalabileceği görülüyor.
Üst düzey kamu yöneticilerine yapılan ek ücret düzenlemesi ile geniş kamu çalışanı kesimlerinde oluşan beklentiler arasındaki fark da ücret politikasının kapsamı ve adaleti konusunda yeni tartışmalar yaratıyor.

Bu nedenle bu soru giderek daha fazla öne çıkıyor: Kağıt üstündeki yavaşlama, geçim koşullarında ne kadar iyileşme yaratıyor?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu